Fikir Kutusu

……..Zamanı gelen bir fikrin gücüne hiçbir ordu karşı koyamaz……..Victor HUGO

Fight Club

Yazan: Jesse Cole Temmuz 23, 2008

A.B.D li yazar Chuck Palahniuk tarafından kaleme alınan daha sonra beyaz perdeye uyarlanan “Fight Club” dan beğenimi kazanan cümleleri paylaşmak istiyorum :

  •  Bizler tarihin ortanca çocuklarıyız. Bir amacımız ya da yerimiz yok, ne büyük savaşı yaşadık ne de büyük buhranı. Bizim savaşımız ruhani bir savaş, en büyük buhranımız hayatlarımız.

  • Etrafımda tarihin en güçlü insanlarını görüyorum.Biz televizyon izleyerek, milyonerler, sinema tanrıları, rock yıldızları olacağımıza inanarak büyüdük, ama olmayacağız. Şimdi bunu anlamaya başlıyoruz ve bunun için çok kızgınız.

  • Dinleyin sürüngenler;

  • Sizler özel değilsiniz, Sizler güzel ya da eşi benzeri olmayan kar tanesi de değilsiniz, sizler işiniz değilsiniz, sizler paranız kadar değilsiniz, bindiğiniz araba değilsiniz, kredi kartlarınızın limiti değilsiniz, sizler iç çamaşırı değilsiniz, Sizler herkes gibi çürüyen birer organik maddesiniz..!

    Bizler bu dünyanın şarkı söyleyip dans eden pislikleriyiz.

    Hepimiz aynı pisliğin lacivertleriyiz …!

  • Mobilya satın alırsınız. Kendinize dersiniz ki, bu hayatım boyunca ihtiyaç duyacağım son kanepe. Kanepeyi alırsınız ve sonraki birkaç yıl boyunca, hangi işiniz ters giderse gitsin, en azından kanepe sorununuzu çözmüş olduğunuzu bilirsiniz. Sonra o güzel yuvanızda kısılıp kalırsınız. Bir zamanlar sahip olduğunuz şeyler artık sizin sahibiniz olur.

   

Yazı kategorisi: Serbest Kürsü | Etiketler: , , , , , | 8 Yorum »

Huzurun Sesi

Yazan: Jesse Cole Temmuz 21, 2008

Kulağıma gelen ezgi ile kulağımda ki hücreler kendilerine çeki düzen verip hizaya girdiler. Mühim birisi geliyor herhalde diye fısıldadı içlerinden birisi. Kulağımdan sonra beynime ulaşan ezgiyi gören sinir hücreleri şaşkınlık içinde birbirlerine baktılar ve suçlu edasıyla başlarını öne eğdiler. Hipnotize olmuşlardı herhalde. Karıncalar gibi durmadan çalışan sinir hücreleri sanki sözleşmişlerdi ve hepsi ağustos böceği gibi hareket etmeye başlamıştı. Neden aheste aheste hareket ediyorlardı?  

 Bütün bunların gerçekleştiğini tefekkür etmeye başlamıştım. Bir de baktım ki yatağımda uzanır halde buldum kendimi. Ruhum gevşemeye başlamıştı. Huzura doğru bir yolculuğa çıkıyordum. Çok özlemiştim kendisini. Ne o bana uğruyordu ne de ben ona. Uzun zamandan sonra ilk defa kendisini görecektim. Açık pencereden giren rüzgâr kendimi bulutların arasında hissetmemi sağladı. Her seferinde aynı serinliği hissedebiliyordum. Bulutların arasından geçerken elimde bir arp vardı. Loreena ya eşlik edebilmek için çalıyordum arpı. Daha sonra beynim uyuşmaya başladı. Artık hiçbir şey hissedemez olmuştum. Vücudum iyice ağırlaşmıştı. Göz kapaklarım da ağırlıktan payını almıştı. Açamıyordum onları. Yolculuğun sonuna yaklaştığımın alametiydi bu. Ama yolculuk devam ediyordu ta ki eriyişimi  hissedene kadar. Nihayet yolculuk bitmişti.

Uyandığımda ise hala Loreena McKennitt çalıyordu.

             

İlk Loreena McKennitt dinleyişimde bunlar başıma gelmişti. Eğer onu dinlemediyseniz çok şey kaybetmişsinizdir. Kelt müziğini o kadar güzel harmanlar ki bir meleğin sesi en fazla bu kadar güzel olabilir dersiniz. Huzurun sesi bu olsa gerek.

                                

                                    — Jesse Cole —

Yazı kategorisi: Edebiyat | Etiketler: , , , , | 15 Yorum »

Hayatla Olan Savaşın Fotoğrafı

Yazan: Jesse Cole Temmuz 20, 2008

            Karakutu’nun galerisinde gördüğüm ve tahayyürle bakakaldığım bu fotoğrafın içimde bıraktığı izden bahsetmek istiyorum. Bu fotoğraf mutluluğun ve acının resmini  sil baştan çiziyor zihnimde. Yaşadığı tecrübe saç ve sakalda kendini ifşa ediyor. Zalim hayatın ona verdiği acı, ihtiyarın yüzündeki kırışıklıklarda tek tek haykırıyor. Gözlerinin altındaki torbalar sanki hayatın acımasızlığına karşı akıttığı gözyaşlarıyla dolmuş. Her gözyaşı damlasının bu torbaya düşüşü, bulutsuz bir gökyüzünde yıldız kayması gibidir herhalde. Ama o da ne? Fotoğraftan yayılan ışık gözlerimi alıyor. Gözlerimi alan ışığı takip ediyorum ve ışık ihtiyarın gözbebeklerine çıkıyor. Fotoğraf sadece gözlerden oluşuyor sanki. O gözler ki diğer ayrıntıları, saçı sakalı, kırışığı silip süpürüyor. Bir tek beni eskitemedi bu hayat diyor. Hayatla olan savaşta her zaman varım diyor. Her şeye rağmen varım diyor.  

                                                    — Jesse Cole —

Not : Fotoğrafın kaynağı karakutu.com

Yazı kategorisi: Edebiyat | Etiketler: , , , , | 9 Yorum »

İran

Yazan: Jesse Cole Temmuz 19, 2008

         İran hakkında yazacağım aklıma gelmezdi. Ama şuanda okuduğum kitap olan Amin Maalouf’un yazdığı Semerkant’tan çok etkilendim. Nükleer programıyla, Amerika’ya kafa tutuşuyla ve söylenenlere göre ergenekonun desteklediği Kemalist mitinglerde ki “İran olmak istemiyoruz” pankartlarıyla gündemde ki  yerini koruyan İran acaba geçmişte nasıl bir yere sahipti?

 

İran, “Hiçbir sultan benim kadar mutlu, hiçbir dilenci benim kadar mutsuz değil” diyen ve “Horasan’ın yıldızı; İran’ın ve Irak’ın dahisi, feylesofların prensi Ömer” şeklinde anılan Ömer Hayyam’ı doğurdu.

İran; etkileme gücü, bilinci, askeri dehası, örgütlenme stratejisi günümüzde bile hayranlık uyandıran Hasan Sabbah’ı doğurdu.

İran, “Adalet mülkün temelidir” diyen ve doğunun yetiştirdiği en büyük devlet adamlarından birisi olan Nizamülmülk ü doğurdu.

İran, doğunun yetiştirdiği en büyük hekimlerden ve filozoflardan olan , batının Avicenna olarak tanıdığı İbn-i Sina’yı doğurdu.

Keşke İran menopoza girmeseydi…

                                        Jesse Cole  

   HASAN SABBAH

İBNİ SİNA

NİZMÜLMÜLK

ÖMER HAYYAM

Yazı kategorisi: Edebiyat, Serbest Kürsü | Etiketler: , , , , , , | 5 Yorum »

Toroğlu Beyliği

Yazan: Jesse Cole Temmuz 18, 2008

  Kimdir Erman Toroğlu? Eski futbolcu, kabzımal, politikacı, eski hakem, televizyoncu, yazar. Daha önce  “kodu mu oturtan genelkurmay başkanı istiyorum” ve “Hilmi Özkök çok demokrat” diye yakınan Erman Toroğlu artık şovmenliğe soyunmuş. İki gün öncesinde televizyonda gördüğüm kadarıyla artık insanları güldürmek için elinden geleni yapmaya başlamış. Bundan sonra genelkurmay başkanı seçerken Erman Toroğlu’ ya danışmak gerekiyor (!). Çünkü bu ülkenin ordusunun başında onun istediği vasıflara sahip birisi genelkurmay başkanı  olmalı (!) . Ne de olsa biz de Toroğlu Beyliği’nde yaşıyoruz. Hilmi Özkök ona layık değilmiş. Sana layık komutanlar heralde Adolf Hitler ya da Stalin gibi faşistlerdir. Elinden gelse onları diriltip komutan yapacağını da biliyoruz. Bence sen avukatın Uğur Dündar’la birlikte bu şovmenliği bırak. Kendi işinize bakın. Boş boş konuşarak demokrasimize saldırmayın.   Jesse Cole

Yazı kategorisi: Haber, Siyaset | Etiketler: , , , , | 1 Yorum »

Fikir Kavgası

Yazan: Jesse Cole Temmuz 17, 2008

Dışarısı soğuk ve poyraz
Yağacak karın habercisi..
İçimdeki yanlızlık gibi
Sevdalı yokluğun gibi..

Geceye lanet ediyorum
Seni herşeyden kıskanıyorum..
 
 

 

Kalbim geceye davacı
Suçlu yok..

Maazeretler fayda vermiyor ki
Bu gönül anlamıyor ki..

 

 

Sadece fikir kavgası
Mahal kalbimin ta ortası..
 
 
 

 

 

                                        Melahat ÇAKIR..nimren2.com.blogcu.com

Yazı kategorisi: Edebiyat | Etiketler: , , | 4 Yorum »

Hayvan Çiftliği

Yazan: Jesse Cole Temmuz 16, 2008

           Kitapçıda raflar arasında dolaşıyordum. “Beni al, beni al” diye en çok bağıran kitabı iştira edecektim.Çocuk bölümünde bir kitap gözlerime takıldı.Sima yabancı gelmiyordu. Daha yakından bakayım dedim ve kitabı elime aldım. Evet evet daha önce tanışmıştık onunla. Çokta severek okumuştum onu ama kitaplığımın hangi köşesindeydi kim bilir. Kitap George Orwell in Hayvan Çiftliği.

           Şaşkınlıkla baktım bir süre. Çünkü ”Hayvan Çiftliği”, çocuk kitapları arasına karışmış ve birazda çocuk kitapları tarafından dışlanmış bir şekilde bekliyordu. Sanırım ”Hayvan Çiftliği” nin  alt başlığı “Bir Peri Masalı” olduğu için kitap çoluğun çocuğun arasında bulunuyordu. Yergi türünü severseniz ve masal tadında bir kitap okumak isterseniz, size Orwell’ in Hayvan Çiftliğini önerebilirim ki kitap zaten bir başyapıt.Kitap, insanların hakları ve özgürlüklerinden ödün vermesinin, başa nasıl kötülükler getirdiğini ortaya koyuyor.Bu kitabın yergi türleri arasına girmesi ise Stalin’i eleştirmesinden dolayıdır.

          Kitaptan öğrendiğim “Bütün insanlar eşittir ama bazıları daha eşit” ifadesi dimağımda büyük bir etki bıraktı.

               

                                                                                    Jesse Cole

 

Yazı kategorisi: Edebiyat | Etiketler: , , , , , | 5 Yorum »

Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz’e Destek Kampanyası

Yazan: Jesse Cole Temmuz 16, 2008

DurDe Girişimi darbelere ‘ama’sız karşı olan bütün yurttaşları Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz’e destek olmak için imza vermeye çağırıyor. Bir imza da sen ver. Ver ki ilk kez bir darbenin durdurulmasına katkımız olsun. Ver ki darbeler hayatımızın tatsız anıları olarak sadece demokrasi dersi kitaplarında kalsın. 

Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz’ü desteklemek için imza vermek üzere tıklayınız.

 

                                                                           

Yazı kategorisi: Duyurular, Siyaset | Etiketler: , , , , | Leave a Comment »

Gözbebeğim

Yazan: Jesse Cole Temmuz 15, 2008

           Bir yerde okumuştum. Elif Şafak aşk ve gözbebeği arasında ki ilişkiyi çok güzel tasvir etmiş. Hiç merak ettiniz mi niçin maşuka “gözbebeğim” diye hitap edilir? Merak ediyorsanız eğer işte buyrun sorunun  cevabı:                

         

  “İnsanlarda yuvarlak, hayvanların çoğunda dikine elips biçiminde olan gözbebeğinin çapı, irise gelen ışığın miktarına göre değişir. Karanlık ve uzaklık büyütür gözbebeğini; aydınlık ve yakınlık küçültür. Yani bu kararsız çember ışık varsa küçülür, ışık yoksa büyür. Yakına bakarken de küçüldüğüne göre, yakın olan aydınlıktır, aydınlıktadır. Uzağın payına karanlık düşer. Zaten karanlığı kimse yakınında görmek istemez. Âşık olunca da büyür gözbebeği demek ki âşık olunan hep uzaktadır. Aradaki mesafenin verdiği acıyı azaltmak için maşuka “gözbebeğim” diye hitap edilir…”

Jesse COLE

Yazı kategorisi: Edebiyat | Etiketler: , , , | 2 Yorum »

Kısa Metrajlı Öykü

Yazan: Jesse Cole Temmuz 15, 2008

Kevork Kirkoryan’ın Kev’gir Öyküleri kitabından Kısa Metrajlı Öykü isimli minicik öyküsü…           

öykü

           

           Barda, gençten bir kız ve adam uzunca taburelere yaslanmış bir şeyler içiyorlardı keyifle. “Keşke şu kızın hakkımda ne düşündüğünü bilebilseydim” diye geçirdi içinden genç adam, “hayatımın bir yılını seve seve verirdim bunun için”.

            Kız bakışlarını ona doğru çevirdi. “Ne kadar tatlı bir adam, tam aradığım gibi biri bu”. Adamın suratına bir gülümseme yayıldı. Sonra başı öne düştü ve öldü.

Siz de böyle kitaplar dolusu anlam taşıyan kısa öykü yazabilirim diyorsanız, öykünüzü bizimle paylaşın.

                 Jesse Cole

Yazı kategorisi: Edebiyat, Kültür Sanat | Etiketler: , , , , | 2 Yorum »